Arama Yapın:

A4.12. Evrende Yenilenme Delili

Yaratılışta Sürekli Yenilenme Delili ve Allah’ın Varlığı

Giriş

Yaratılış bir defalık bir fiil değildir. Her an yenilenen, değişen, tazelenen ve devreden bir düzende yaşıyoruz. Bu düzenin her parçası –toprak, hava, su ve canlılar– hem kendi içinde hem de birbirleriyle ilişkilerinde sürekli bir dönüşüm ve yenilenme hâlindedir.

Sadece başlatılmış olmak, bu kusursuz devamlılığı açıklamaya yetmez. Çünkü evrende yalnızca varlık değil, düzenli bir devamlılık da vardır. Varlıkların geçici olduğu bir sistemde düzenin kalıcı olması, onun sürekli müdahale ve gözetim altında olduğunu gösterir. Bu delil, Allah’ın varlığını akıl ve kalbe birden hitap eden güçlü bir şekilde gözler önüne serer.

1. Canlıların Kendi İçindeki Yenilenme

Her canlı, yaşadığı sürece içinde sürekli bir yenilenme yaşar. İnsan bedenindeki hücreler belirli aralıklarla yenilenir. Kan hücreleri, cilt hücreleri, sindirim hücreleri hep belli bir ömre sahiptir ve ömrünü tamamlayan hücre, aynı işlevi görecek bir yenisiyle değiştirilir.

Bağışıklık sistemi, düşen saç, uzayan tırnak, hatta hafızanın kendini yenilemesi gibi örnekler, bu sürecin ne kadar kapsamlı olduğunu gösterir. Bedenimiz, bizim haberimiz bile olmadan her gün binlerce noktada yeniden kurulmakta, onarılmakta, düzeltilmekte ve yenilenmektedir.

Bu kadar karmaşık ama düzenli bir yenilenme, ancak yaratmayı her an sürdüren bir irade ile mümkündür. Varlığı yaratan, ona devamı sağlayan da yine O’dur.

2. Canlılar Arasındaki Döngü: Ölüm ve Devamlılık

Hiçbir canlı sonsuza kadar yaşamaz. İnsan, hayvan, bitki, mikrop… Her biri doğar, büyür ve ölür. Ama ölüm, yok oluş değildir. Ölümle birlikte bir canlı, başka bir canlının yaşamasına vesile olur.

Toprağa düşen bir yaprak çürür, toprağı besler. O topraktan çıkan bir ot, bir koyunun gıdası olur. O koyun da bir gün başka bir canlının hayatına kaynaklık eder. İnsanlar doğar ve ölür; ama her ölenin yerini yeni biri alır. Bu devridaim, yaratılışın sadece bir defa değil, her an devam ettiğini gösterir.

Bu döngüdeki süreklilik, ahenk ve görev paylaşımı, onu yöneten bir ilim ve hikmeti gerektirir. Yoksa rastgele bir ölüp dirilme, bu kadar dengeli bir düzen doğuramazdı.

3. Mevsimlerle Gelen Canlılık Yenilenmesi

Kışın donan toprakta canlılık sanki durmuş gibi olur. Fakat bahar gelir gelmez tohumlar uyanır, böcekler çıkar, kuşlar döner, ağaçlar çiçeklenir. Aynı toprağın, aynı ağacın her yıl yeniden canlanması; onun içinde hâlâ bir emir beklediğini gösterir.

Her bahar, bir diriliş gibidir. Ve bu diriliş sadece bitkilerde değil, hayvanlarda da gözlemlenir. Bazı türler sadece belirli mevsimlerde doğar, ürer, göç eder. Her birine ayrı zamanlama, ayrı takvim verilmiş gibidir.

Bu düzen, doğayı sadece yaratan değil, her yıl, her mevsim yeniden programlayan bir Kudret’i gösterir.

4. Havanın ve Suyun Canlılarla Birlikte İşleyen Döngüsü

İnsan ve hayvanlar her nefeste oksijen alır, karbondioksit verir. Bitkiler ise bunun tersini yapar: Karbondioksiti alır, oksijen verir. Bu karşılıklı alışveriş, hayatın nefesi gibidir. Taraflardan biri eksik olsa, sistem çöker. Ama milyarlarca yıl bu denge hiç şaşmaz.

Aynı şekilde su döngüsü de canlıların yaşamı için elzemdir. Buharlaşan su bulut olur, bulut yağmur olur, yağmurla toprak sulanır, toprak bitkiyi büyütür, bitki canlıya besin olur. Canlı o suyu kullanır, sonra onu tekrar tabiat döngüsüne iade eder.

Bu kadar çok unsuru birbirine bağlayan, besleyen ve birbirini tamamlayan bir sistem, bilinçsiz unsurların işi olamaz. Bu döngü, her şeyi yerli yerine koyan bir düzenleyicinin varlığını ilan eder.

5. Toprağın Canlılık Üreten Dönüştürücü Gücü

Toprak, yalnızca pasif bir zemin değildir. Aynı zamanda ölüyü dirilten bir laboratuvardır. Bitkiler, hayvanlar, insanlar ölür; toprak onları alır, ayrıştırır ve başka canlıların hayatına kaynak olacak şekilde dönüştürür. Kurumuş bir dal toprağa düşünce yok olmaz; o dal, başka bir canlının yaşamasına zemin olur.

Toprak, içinde sayısız canlı türü ve mikroorganizma ile sürekli çalışan bir sistemdir. Bu sistem, hem temizlik hem beslenme hem de yeniden üretme görevini aynı anda yerine getirir.

Kur’ân’da bu durum şöyle dile getirilir:

“Sen, yeryüzünü kupkuru görürsün. Biz onun üzerine suyu indirdiğimizde o titreşir, kabarır ve her çiften güzel bitkiler bitirir.”
(Hac, 22/5)

Bu, hem fizikî hem ruhî bir tefekkür kapısıdır: Toprak ölüyü alır, hayat üretir. Kimse ona “bunu yap” demez; ama o hep doğru olanı yapar. Çünkü ona bu görev verilmiştir.

Sonuç

Evrende canlılar, toprak, hava ve su arasında süren büyük bir yenilenme ağı vardır. Bu ağ, hem her parçanın kendi içindeki değişimi hem de parçaların birbirini tamamlaması ile işler. Hiçbir canlı sabit kalmaz, hiçbir unsur tek başına var olmaz. Her şey, başka bir şeyi yaşatmak için devrededir.

Bu kesintisiz yenilenme, düzenin kendisinden değil; düzeni her an kuran ve sürdüren bir Yaratıcı’dan kaynaklanır. O da Allah’tır. Çünkü her an yeniden yaratmak, sadece başlatmak değil; devam ettirmek de ancak O’na mahsustur.


✍🏻 Yazı: “nedenislam.com” Editör Ekibi
🔗 Kaynak:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir