
Allah Hakkında “Yalan” Aklen İmkansızdır
Eş’arî’likte “Yalana İmkan Veren” Bir İnanç Yoktur
1- Öncelikle gayet açık ki eğer birisi Allâh Teâlâ’nın yalan söylemesi veya vaadinden dönmesi görüşünü kabul ederse onun hakkında İslam’ın haberleri ve hükümlerine inanç tamamen iptal olurdu. Hiçbir habere güvenmesi mümkün olmazdı.
Sadruşşerî’a Hz.leri (v. 747/1346) muhteşem eseri Ta’dîlu’l Ulûm’da ve şerhinde bu konuyu izah ederken görüşün lâzımına vurgu yaptığı yerde şöyle demiştir:
“Eğer Allâh hakkında yalan veya vaadinden dönmek [aklen] mümkün olsaydı o zaman şeriatler ortadan kalkardı, Allâh’ın hiçbir vaadine güven olamazdı.”
📖 Sadruşşerîa, Şerhu Ta’dîli’l Ulûm thk. Mahmud Ay – Mustafa Borsbuğa (Ankara: Diyanet Yayınları) 2021, Baskı: 1, Sayfa: 226
Ve onun her soruya “Bilmiyorum.” diye cevap vermesi gerekirdi. Mesela “Cennet – Cehennem var mı?”, “Melekler var mı?”, “Ahirette kafirler cehenneme gidecek mi?” vb. soruların tamamına “Bilmiyorum.” demekten başka hiçbir şey deme-mesi gerekirdi.
2- Eş’arîlerin hüsün-kubuh hakkındaki görüşlerinin izahı “Allâh Teâlâ’nın ileride peygamberleri cehenneme, kafirleri cennete koyması beklenebilir, mümkündür.” şeklinde değildir.
Doğrusu “Allâh sistemi en başından böyle belirleyebilirdi, bu mümkündü ama şu an bildiğimiz şekilde murâd etmiştir, artık bundan dönmesi aklen imkansızdır.” şeklindedir.
3- Allâh’ın kelâmının yalan olmasının aklen imkânsız olduğunda tüm âlimler icmâ etmiştir ve bu meseleyi farklı delillerle açıklamışlardır.
– İmam Bâkıllânî (v. 403/1013) Temhîd’de,
– İmâm Cüveynî (v 478/1085) İrşâd’da,
– İmâm Gazâlî (v. 505/ 1111) El İktisâd Fi’l İtikâd’da,
-Fahruddîn Râzî (v. 606/1210) Muhassal’de Mahsûl’de ve Tefsîr-i Kebîr’de (En’am Suresi 115. ayet ve başka ayetlerin tefsiri sadedinde)
– Seyfeddîn Âmidî (v. ) Ğâyetu’l Merâm’da
ve daha birçok Eş’arî âlim kendi eserlerinde “Allâh hakkında yalanın imkânsız olduğunu” ispât etmiştir.
Aynı şekilde
– İmam Mâturîdî (v.333/944) hem Kitâbu’t Tevhid’de hem de Te’vîlât Tefsirinde (Hud suresi 119. ayet ve başka ayetlerin tefsiri sadedinde işâreten)
– İmam Ebu’l Mu’în Nesefî (v. 508/1115) Tebsıra’da,
– Şemseddin Semerkandî (v.702/1303) Sahâif’te ve şerhi Ma’ârif’te,
– Ebu’l Berakât Nesefî (v. 710/1310) El İtimâd’da,
– Sadruşşerî’a Sânînde (v. 747/1346) Ta’dîlu’l Ulûm’da ve şerhinde
ve birçok Mâturîdî âlim de eserlerinde bunu böylece ortaya koymuştur.
Aksini söyleyen muteber hiçbir alim yoktur.
👤 Mehmet Yalçın (Aralık 2023)
Bir yanıt yazın