Arama Yapın:

A4.8. Yeni Simalar Delili

Yeni Simalar Delili

 

Bizler Allâh’ın varlığını delillendirirken sadece evrenin yokluktan varlığa çıkmasına veya evrende sanatlı bir düzen bulunduğuna dikkat çekmiyoruz. Aynı zamanda bu sanat ve düzenin her an devam ettiğine de vurgu yapıyoruz.

Bunu daha iyi anlamak için içerisinde 1 milyon 500 bin kelime bulunan bir sözlük düşünün. Bu sözlüğe her gün 500 yeni kelime ekleyebilir misiniz?

Bunun için hem sözlükteki kelimelerin tamamını çok iyi bilmelisiniz hem de yeni ekleyeceğiniz kurallı ve mantıklı kelimeler bulmalısınız.

Gerçekten bu işi yapabilir miydiniz? Yapabilir iseniz buna kaç gün boyunca devam edebilirdiniz?

 

Peki bu sözlükteki kelime sayısı yaklaşık 8 milyar olsaydı ve sizden her gün 360 bin kelime eklemeniz istenseydi?

Bu bizim için yapılması imkânsız bir iştir. Çünkü hem o sözlükteki 8 milyar kelimeyi çok iyi bilmek hem de her gün 360 bin yeni kelime ekleme işini devam ettirmek insanüstü bir fiildir.

 

Tıpkı bunun gibi içinde yaşadığımız dünyada hepsi birbirinden farklı yaklaşık 8 milyar insan var ve her gün ortalama 360 bin yeni insan doğuyor.

Bu insanların vücut şekilleri, simaları, dna’ları, parmak izleri ve daha sayısız özelliği birbirinden tamamen farklı. Ayrıca her gün doğan ortalama 360 bin yeni insanda da durum böyle.

Bir de işin içine diğer canlıları da kattığımız zaman idrâkimizi çok çok aşan bir olguyla karşılaşıyoruz.

 

O zaman içinde yaşadığımız evren yazılıp bitmiş bir eser değil de her an yeni sayfalar eklenerek yazılmaya devam eden büyük bir kitap gibidir. İmâm Gazâlî’nin dediği gibi

“Utanmıyor musun?… Yer yüzünün sayfalarında yazılan hayret verici ilâhî yazıları görüyorsun… Ama kalbin bu ilâhî yazıyı yazanın yüceliğinden kopup gidebiliyor…” [1]

Selîm bir akıl, bu hayret verici olaya tanıklık eder etmez şu sonucu çıkarır: “Demek ki hem Dünya’daki tüm insanların bütün özelliklerini ilâhî derecede iyi bilen hem de her gün diğer tüm insanlardan farklı binlerce insan yaratabilecek ilim ve kudrete sâhip olan bir zât mutlaka vardır.”

 

[1]  İmâm Gazâlî, İhyâ-u ‘Ulûmi’d-Dîn, s. 1819

 


✍🏻 Yazı: Mehmet Yalçın
🔗 Kaynak:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir