Arama Yapın:

A4.2. Sevk-i İlâhî Delilleri: Canlılardaki İlâhî Yönlendirme

Sevk-i İlâhî Delilleri: Canlıların Davranışlarında İlâhî Yönlendirme

1. Bilinçsiz Canlılardaki Bilinçli Davranışlar

Doğada canlıların herhangi bir eğitim almadan, gözlem yapmadan ya da tecrübe kazanmadan sergiledikleri çok isabetli davranışlar vardır. Bu davranışlar akıl ürünü gibi görünse de, akılsız varlıklar tarafından gerçekleştirilmesi nedeniyle ilâhî bir yönlendirmeye delalet eder.

Örnek 1: Akrebin Zehirli Kuyruğu

Mesela akrepler, tehdit anında kuyruğunu kaldırır ve saldırı pozisyonuna geçer. Bu davranış, düşmanı caydırma işlevi görür. Fakat akrep kendi kuyruğunda iğne bulunduğunu, bundan zehir aktığını ve o zehrinin etkisini nasıl bilmektedir?  Üstelik akrep, düşmanın korkup korkmayacağını da analiz edemez. Buna rağmen diğer canlıların aksine o, tüm bunları öğrenip analiz etmiş gibi tam da kendisini koruyacak o hareketi yapar.

Örnek 2: Kirpinin Hareketi

Aynı şekilde kirpi de tehdit hissettiğinde kendini top gibi yuvarlayıp dikenlerini dışa çevirir. Bu davranışla hem kendini korur hem de düşmanı uzaklaştırır. Fakat kirpi, kendi dış görüntüsünü, dikenlerini, bu dikenlerinin sivriliğini, karşı tarafa zarar verebileceğini nereden bilmektedir? Bu tür bir savunma stratejisi başka canlılarda yoktur; türüne özgüdür.

Örnek 3: Ahtapotun Kamuflaj Yeteneği

Ahtapotlar, bulundukları ortamın rengine ve dokusuna saniyeler içinde uyum sağlayabilir. Özellikle de taklitçi ahtapot (thaumoctopus mimicus) diye bilinen bazı ahtapot türleri renk değiştirmenin yanında birçok deniz canlısının şeklini hatta kayaların dokusunu bile taklit edebilir. Bu özelliğini, korunma, avlanma ve eşini kendine çekme için kullanır. Ancak bir ahtapot tüm bunları yapmayı nasıl öğrenmiştir?

2. Doğuştan Gelen Emme ve Yön Bulma Refleksleri

Bazı canlılar da doğar doğmaz yaşamak için en gerekli hareketleri yaparlar. Bununla özel olarak kendisini genel olarak da türü yaşatması mümkün olur.

Örnek 1: Canlıların Doğum Sonrası Emme ve Yeme Refleksi

İnsanoğlu başta olmak üzere doğada birçok canlı annesini emme refleksi gösterir. Birçok kuş türü de daha gözlerini açmadan anne kuşun getirdiği yemi ağzına alacak şekilde gagalarını açar. Bu ilk anlarda söz konusu emme ve ağız açma refleksi yavrunun yaşamını devam ettirmesi açısından hayati önem taşır.

Örnek 2: Deniz Kaplumbağaları

Yeni doğan deniz kaplumbağaları yumurtadan çıkar çıkmaz doğrudan deniz yönüne doğru hareket eder. Kendileri için en doğru zamanda en gerekli ve en faydalı bu hareketi nereden öğrenmişlerdir?

3. Türün Devamına Yönelik Fedakârlıklar

Bu tür davranışlar genel olarak bireyin değil, türün devamını önceler. Canlı bazen kendini bile feda edebilir; çünkü “kendini değil, türünü korumak amacına yönlendirilmiştir.” Bu da tesadüfî değil, kasıtlı bir sevk ile mümkündür.

Örnek 1: Bal Arısının İğnesi

Bir bal arısı düşmanı soktuğunda iğnesi kopar ve arı kısa süre içerisinde ölür. İlk bakışta arının kendisi açısından olumsuz gibi görünen durum, arı sürüsü ve genel olarak arı nesli açısından bakıldığında çok faydalı bir fedakârlıktır.

Örnek 2: Somon Balıklarının Yolculuğu

Somon balıkları, doğdukları nehirlerin kaynaklarına geri dönerek üreme yolculuğuna çıkarlar. Bu yolculuk çok zorludur; akıntıya karşı yüzmeleri gerekir ve genellikle bu süreçte ölürler. Ancak ölmeden önce yumurtalarını bırakırlar ve bu fedakârlık, yeni neslin doğmasına olanak sağlar.

Örnek 3: Penguenlerin Yumurtalarını Isıtması

Erkek penguenler aylarca kar üstünde dişinin yumurtasını korur. Kendileri aç ve hareketsiz kalırlar, ama türün devamı için bu görevi yerine getirirler. Bu sabır ve bilinçli davranışı sırf türün devamı için göstermeye onu ne sevk etmiştir?

4. Mimari Bilgi ve İş Bölümü

Hayvanlar aleminde mükemmel yapılar inşa edilir, karmaşık iş bölümleri gerçekleşir. Ne bir plan, ne gerçek bir lider, ne de eğitim olmamasına rağmen onların böyle faydalı yapılar ortaya koyması da ancak sevk-i ilâhî eseridir.

Örnek 1: Bal Arısı, Çalışma Şekli ve Altıgen Petekler

Altıgen yapı, geometri açısından en verimli şekildir. Bu bilgiye sahip olmayan arılar bal kovanındaki petekleri yaparken en bunu doğru biçimde uygular. Kovandaki her hücre altıgen, eşit ve en faydalı formdadır. Ayrıca arılar bu peteği ortadan yapmaya başlamaz, her biri farklı bir yerden yapmaya başlar ve işin sonunda tüm hücreler birbirine uyumlu halde tamamlanır. Ve arılar bu kovanda bal yapmak için binlerce çiçeği gezerler. Öyle ki bir kaşık bal için 10 kadar arının ömrü boyunca çalışması gerekir.

Kur’ân-ı Kerîm’de bu konuya şöyle değinilmektedir:

“Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları kovanlardan kendine evler edin. Sonra her türlü meyveden ye ve Rabbinin sana ilham ettiği yollarda yürü.’”
(Nahl Suresi, 68-69. Ayetler)

Örnek 2: Karıncaların Koloni Yaşamı ve Tünel Ağı

Karıncalar koloniler kurar, toprak altında yollar açar, gıda depolar. İşçiler, askerler ve kraliçe arasında düzenli görev paylaşımı vardır.

Karınca kolonisi, milyonlarca bireyin yaşadığı ve her bir bireyin belirli bir görevi olduğu mükemmel bir sosyal sistemdir denebilir.
Bu sistemde (şu anda bilinen kadarıyla):

  • Kraliçe karınca: Sadece yumurtlamakla görevlidir. Koloninin devamını sağlar.

  • İşçi karıncalar: Dişi karıncalardır. Görevleri arasında temizlik, yavru bakımı, yiyecek arama ve inşa faaliyetleri bulunur.

  • Asker karıncalar: Koloniyi savunmakla sorumludurlar.

Her bir karınca, görevi ne olursa olsun doğduğu andan itibaren görevini bilerek hareket eder. Bu bilgi ona kimse tarafından öğretilmez, bu da ilâhî bir yönlendirmenin (sevk-i ilâhî) varlığına işaret eder.

Örnek 3: Kunduzların Baraj Kurması

Kunduzlar nehir akışını hesaplayarak baraj kurar, yaşam alanı oluşturur. Su akışını doğru şekilde yöneterek bir mühendislik başarısı sergiler. İnsanların seneler içerisinde çeşitli deney, gözlem ve deneme yanılma yoluyla ancak öğrenebildiği ve bir başkasından da seneler boyu eğitim almak neticesinde ancak öğrenebildiği bu teknik detayları kunduzlar nereden öğrenmiştir?

5. Göç, Yön Bulma ve Sezgiyle Hareket Etme

Yön bulma kabiliyeti, çoğu hayvanda bariz bir şekilde gözlemlenmektedir. Bu kabiliyet, çeşitli hayvanların çok uzun mesafelerde bile nokta atışı hedef bulmalarını sağlar. Göç eden hayvanlar pusulasız, öğretmensiz, rehbersiz bir şekilde kendisi ve türü için doğru yolu bulabilirler.

Örnek 1: Leyleklerin Mevsimsel Göçü

Mesela leylekler binlerce kilometre boyunca yönlerini şaşırmadan göç ederler. Mevsim şartlarına göre kendilerine uygun bir zamanda gerçekleşen bu göç türün devamı açısından son derece önemlidir.

Örnek 2: Somon Balıklarının Doğduğu Nehre Geri Dönmesi

Somon balıkları denizlerde büyür, sonra doğduğu tatlı suya döner ve orada ürer. Sular içerisindeki bu türün böylesine zorlu ve hayati bir yolculuğu olması gerektiği şekilde tamamlaması da bariz bir sevk-i ilâhî delilidir.

Örnek 3: Deniz Kaplumbağalarının Aynı Kumsala Geri Dönmesi

Dişi deniz kaplumbağaları yıllar sonra yumurtlamak için doğdukları sahile döner. Bu yolculuk da tür açısından son derece hayati

Sonuç: Sessiz Şahitlikler ve Açık Deliller

Yukarıda örneklenen her bir davranış, bilinçsiz canlıların sergilediği bilinçli işlerdir. Bu işler, canlılara doğuştan verilmiş, yani sevk edilmiştir. Bu sevk, ancak her şeyi bilen, her şeyi ölçüyle yaratan ve tüm varlıkları idare eden Allah’ın varlığı ile açıklanabilir.

Kur’ân-ı Kerîm bu hakikati şu şekilde bildirir:

“Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları kovanlardan kendine evler edin. Sonra her türlü meyveden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yolları takip et.’”
(Nahl, 68-69)

Ve yine:

“Rabbin, her şeye yaratılışını veren, sonra da doğru yolu gösterendir.”
(Tâhâ, 50)

Sevk-i ilâhî delilleri, aklını kullanan ve tefekkür eden her insan için Allah’ın varlığına dair açık ve güçlü bir delildir. Tesadüf, kör doğa veya evrimsel kazanım bu davranışların hiçbirini tutarlı şekilde açıklayamaz.


✍🏻 Yazı: “nedenislam.com” Editör Ekibi
🔗 Kaynak:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir